Perşembe, Aralık 21, 2006

marangoz..

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işimden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yasam sürmek tasarısından söz etti.


Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı. ne var ki. Müteahhit iyi isçisinin ayrılmasına üzüldü.


Ve ondan, kendine  bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek   pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamın olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!..

İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "sana benden hediye". Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda, yaptığımız işe   elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar   yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz.


Marangoz sizsiniz. Her gün   bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap tasarımıdır" demiştir biri. Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise  onu akıllıca kurun.

Unutmayın...


 Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın.


                       Hiç incinmemişsiniz   gibi sevin.


                                   Kimse izlemiyormuş gibi dans edin.