« Önceki |

Perşembe, Ocak 25, 2007

hayat sevdikçe...



hayat devam ediyor
beklentiler de..

sabır herşeyden önde..
benim tek korkum kendimle...
...sevdiklerimle..


Cumartesi, Kasım 25, 2006

bugün, çoook güzel olacak...

dün gece bir türlü uyku tutmadı..yatmaya hazırlandığımda saat 03:15 olmuştu ..bu saate kadar çok nadir ayakta kalırım..bunda da bir hayır var deyip koydum başımı yastığa,telefonun da alarmını kurup başucumda, daldım rüyaya..:))

 

telefonun çalması ile açmam bir oldu..kim ola ki ..!! telefonda yumuşacık bir ses,

 

-günaydın...

 

sevgili patronum,meral  hanım..tezcanlıyım ya..işe mi geç kaldım diye bir korku bir telaş ...kapalı olan gözler, biranda oldu çakmak çakmak..hayırdır...görünen o ki dün geceki uykusuzluğumun sebebi meral hanım..hislerim kuvvetlidir de..hiç bu kadar erken bir saatte aramamıştı beni..sesinin tınısından korkulacak bir durumun olmadığını çabucak kavradım..

 

takdir etmek gerek..onca saat, gece- gündüz yorulmadan çalışıp,didinen,üstelik de bir anne.. güzel,bakımlı bir anne..bu ne tempo, bu ne enerji sabahın ilk ışıklarında..yeryüzünde bir meral hanım herhalde işine sadık, ailesine bağlı,yoğunluğa ve onca koşuşturmaya rağmen başarı,sevgi ve inanç dolu kocaman yüreği ile ayakta sapasağlam durabilen..o farklı..çok farklı..tam bir iş kadını...

 

neyse ki bugünkü randevuların görüşme saatlerini soruyor..derin nefes alıp, söyleyiverdim bir çırpıda..

 

-ben karşılamaya gelirim,hazırlanıp hemen çıkıyorum, dedim..

 

patronum güne erken bir saatte, çok az bir uyku ile, çalışma şefki dolarak başlıyorsa, bana da yatıp uyumak yakışmaz tabii..erken kalkan yol alır demiş büyüklerimiz..eğer bereketli ve başarı dolu bir günü yakalamak ve yaşamak istiyorsam..

 

belli ki bugün hareketli bir o kadar da bereketli birgün geçireceğim .meral hanım pozitif enerjisini bana da gönderdi.. uyku da kalmadı,uykusuzluk da..:))

 

öğleden sonra da kafamda tasarladığım bir proje ile ilgili görüşme yapacağım taksim'de..umarım sağlam bir temel atarız..iyi bir iş çıkarırız elimize-yüzümüze bulaştırmadan..bu konuda kendime güveniyorum..kafama koyduğumu yapamadığım pek ender..yeter ki istemeliyim.. benimle aynı ruhu taşıyan insanlarla buluşabilmeliyim..öbür türlü imkansız diye birşey yok benim hayatımda..önce kendime inancım olmalı..o inanç da kendi kendine düşmüyor insanın içine.. sonra yaptığım işe..en sonra çevreme..gerisi geliyor nasıl olsa...

 

ve tüm bu işlerin sonrası  güzel bir sinema keyfi ile günü bitireceğim...uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım da bana eşlik edecek..ya beyoğlu'nda yada kadıköy'de bir sinema salonunda..

 

eve dönüş yolunda, sıcacık bir kafe'de, dumanı üzerinde tarçınlı bir de salep içtik mi..değmeyin bugünün keyfine..keyfimize...

 

bugün çook güzel olacak..hissediyorum...

 

gününüzü, zamanınızı çook iyi değerlendirmeniz dileği ile..

 

 

 

 

Perşembe, Kasım 23, 2006

içim ısındı...

 

havaların sert geçmeksizin akıp gitmesi iyiden iyiye içimi ısıtıyor..soğuk havayı iliklerime kadar hissedip, kat kat giyinmiyorum mesela..bu duyguyu yaşamak bile gülümsemem için yeterli oluyor...daha verimli,yaratıcı,aktif,pozitif  olduğumu hissediyorum..günün sonuna kadar bu tempoyu bozmadan devam edebilirim..soğuk iklim gerektiren bölgelerde yaşayan,yaşamak zorunda olan insanların bu şekilde güle oynaya hayatlarını devam ettirebilmesini aklım almıyor..ben yaşayamazdım doğrusu..yine de büyük konuşmamakda fayda var sanırım..

 

sıcak...

 

sıcak insan..

 

üstüne basarak belirtmek istiyorum ki sıcak yaşam kaynağım.. negatif enerji taşıyan insanlarla anlaşamam mesela..ruhumun kararmasına etki olurlar ki, mümkün olduğunca yaşama ve kendisine sıcak bakan insanlarla görüşmeyi yeğliyorum.. hayattan bir beklentisi olmayan,sürekli şikayet eden, gülmeyi bile beceremeyen ruhu soğuk insanlarla yaşam nasıl paylaşılabilir..

 

tercih,sisli bir dünyanın ruhsuz ve mutsuz insanları tarafından yana değil, baktıkça insanın içini ısıtan,moralini düzgün tutan güneşli dünyanın, sıcak insanları tarafından yana olmalı...

 

Cuma, Kasım 17, 2006

sevgiden yana..

 

son zamanlarda, ruhsuz bir hal içerisinde yaşadığımı hissettim..sebebini araştırdığımda,acilen kabuk değiştirme ihtiyacım olduğumu keşfettim..sözüm ona tümüyle yenilendiğimi, üstüne üstlük hayatın ucundan sıkı sıkıya tutunarak yaşadığımı sanıyordum,yanılmışım..iç dünyama şöyle bir göz attığımda, değişmesi  gerekli problemleri bir bir tespit ettim..bu da büyük başarı aslında..insan kendini tanırsa çözüm bulabilir sorunlarına,aksi takdirde dışarıdan sihirli değnekle olacak iş değil.. kendimizi bulmakta yetersiz olduğumuz anlarda tabii ki bir destek, çıkış yolu olabilir herzaman...benim savunduğum, yine de kendi sorunlarımızla başetme çabası içinde olmamız..öbür türlü hazıra konmak olur ki,ben benlikten çıkarım..ben olmam..birilerinin hep ardımda olması düşüncesi ile yaşamaya devam edersem, söz hakkımı da kaybetmiş olmaz mıyım?

 

önceliklerim her zaman kendimi aşmamla alakalı,savaşım benle, kendimle olmalı.. ruhumuzun huzursuzluklarını keşfettiğimizde, çözümü de rahatlıkla  bulabiliriz..başetmeyi ve bu savaşta galip gelme yolunu tek başımıza başardığımızda, hayata sevgi ile bakma formülünü de bulacağız ve işte o zaman yaşanılacak ne çok tadlar varmış diyebileceğiz,gülümseyerek..

 

şu andan itibaren gülümsüyorum hayata ve kendime..olumsuz ne kadar düşünce varsa beynimde, silip süpürüyorum..güçlü olmak değil mi ki derdim..öyleyse neden zaman kaybedeyim..yarın ne olacağını kim garanti edebilir...

 

Çarşamba, Kasım 15, 2006

dün...bugün..

 

 

dün nasıl başladı ve bugün..

uzak bir ihtimaldi ayrılık denilen bu acı..

ya şimdi..

sürgün deyim..