Salı, Temmuz 4, 2006

SEN GİDİNCE...

 

...yıllar önce genç kızlığa yeni adım attım onaltı yaşlarında lisede okurken o'nu gördüğüm ilk andan itibaren başladı..kalbimi bir hançer gibi deldi geçti..ince ince işledi ismi, en derine..derste o ,evde o ,arkadaşlarımın arasında ,beynimde ,düşüncelerimde hep o...artık o kadar ki okul çıkışı koşa koşa eve gelir oldum..o'nu, işten eve dönüşünde yakalarım diye bir fırsat kollamaya başladım..sonuçta aynı apartmanda oturup da birbirimiz ile konuşmamamız da  garipsenebilir..evet, o'na bir türlü kalbimi açamadım..tesadüflerle karşılaştığımız anlarda dahi gözlerine bakamadım..daha da vahimi konuşacağıma kaçtım..bu bir süre bu şekilde devam etti..içim yana yana..artık dayanılmaz bir hal almaya başladı bu platonik aşk..ne yaparsam kendime yapıyordum ve bir çözüm yolu olmalıydı..o beklenen an geldi..tıpkı filmlerdeki gibi..kararlı,kendinden emin çıkmaya hazırdım  karşısına..ve..seni seviyorum, diye haykırarak sarılacaktım sımsıkı..

 

-merhaba,diyerek başladım söze..ben, alt katta oturan komşunuz..sizden bir şey isteyecektim..sınavlara hazırlanıyorum da..şeeyy, sizde geçmiş yıllara ait soru kitapcığı var mı...hiçbir yerde bulamadım...yardımcı olabilir misiniz?

 

...sanki yerin dibine geçtim..bakamadım gözlerine..yaramaz bir çocuk gibi sözcükler gevelenip duruyor ağzımda..doğru düzgün cümle kurmakta zorlanıyorum..yüzüm alev alev yanıyor,başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor..

 

-tanıştığımıza memnun oldum..tabii yardımcı olmak isterim..birkaç kitap ayarlayabilirim..ama uzun sürebilir..yoğun çalışıyorum bu aralar..bekleyebilir misiniz,o kadar süre?

 

ağlamamak için zor tuttum kendimi..bir kuş olup kanatlandım adeta..

 

-beklerim tabii diyebildim,biran gözgöze gelerek..

 

teşekkür etmek için, eline uzattım elimi..sıcacık elinin içime verdiği enerji ile çocuklar gibi şen koyuldum okul yoluna..bugün dersler geçer mi?

 

zaman nasıl akıp geçiyorsa, benden de hergün bir parça eksiliyordu o'nsuz..bir kerecik daha görebilmek için dua ediyordum yaradan'a..günler sonra,nihayetinde ansızın çıktı karşıma,elinde benim için hazırlanmış birkaç kitapla..

 

-kusura bakmazsınız umarım..ancak toparlayabildim sizin için.. malum, iş-güç..bizim işimiz yoğun bir tempo gerektiriyor..kendimi affettirmek için de, sizi bir kahve içmeye davet ediyorum,ne dersiniz...

 

dondum kaldım..hep beklediğim an, bulunduğumuz şuan değil miydi..

 

-affettirecek birşey yok, teşekkür ederim..evet haklısınız çok çalışıyorsunuz..eve geliş saatiniz ve işe gidiş saatiniz belli değil..hangi arada hazırlayıp bulabilirdiniz ki kitabı...dedim ve ağzımı elimle kapattımm..aman allah'ım!! ben ne diyorum...yüzüme bakıp gülümsedi.

 

-aynı apartmanda oturuyoruz,komşuyuz..resmiyeti kaldırsak.

 

- peki nasıl istersen,dedim...

 

-o halde haftasonu..cumartesi gününe ne dersin..

 

-öğleden sonra olabilir..dedim, yüzüm kızararak..

 

-peki..önce telefonlaşalım, buluşacağımız yeri netleştirir öyle çıkarız..diyerek ev telefonunu yazıp verdi..

 

birkez daha içimde kopan fırtınaların yarattığı coşkuyla, içimden sevinç çığlıkları  atarak  -görüşmek üzere deyip, hızlı adımlarla eve yöneldim..içeri nasıl  girdiğimi hatırlamıyorum..odama geçip yatağımın üzerine attım kendimi..bana verdiği kitaplara sarılarak, adeta kokusunu içime çekerek daldım o'nunla en güzel rüyaya...

 

ilk buluşma günü gelip çatmıştı...dizlerimin titrediğini,kalbimin yerinden fırlarcasına attığını hissediyordum..havanın sıcak olmasının da etkisi yok değildi..uzaktan da olsa hemen fark ettim bana doğru geldiğini..beyaz bir gömlek,bej rengi bir pantalon vardı üzerinde..yaklaştıkça heyecanım daha bir katlanıyordu..

 

-merhaba..çok beklettim mi seni..

 

-yoo,hayır ben de az önce geldim..nasılsın?

 

-bu kadar iyi olamazdım..misafirimsin bugün,hadi söyle nereye gitmek istersin?

 

-vapurla eminönü'ne geçelim mi? dedim..

 

-vapur gezisini seviyorsun anlaşılan..

 

-hem de nasıl..özellikle de martılara simit atmaya doyamıyorum..

 

-o zaman martıları da kendimizi de doyurmaya gidelim..

 

birbirimize tebessüm ederek iskeleye doğru ilerledik..aşkın beraberinde getirdiği acıyı da tadacakmışım...zamanla daha da anladım.. 

 

 

devam edecek...

Cuma, Mayıs 13, 2005

aşkın adı,KIRMIZI

Bugün, ilk iş günü olduğu için oldukça heyecanlı olan esin, trafikte bir takside öylece kalakalmıştı.. şoför de  söylenerek ağır ağır  ilerliyor bir yandan da durmadan soru sorarak onu  iyiden iyiye bunaltıyordu...daha ilk günden işe geç kalacağını düşünerek yolun bir an önce  açılması için dua eden esin, şoförü duymuyordu bile..kırmızı ışığın yanması ile birlikte daha da öfkelenmeye başlamış,bir yandan da sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu.. yolun durumuna bakmak için sağ tarafa şöyle bir uzattı başını..mert..yıllar sonra hayatının anlamı bir  yolcu otobüsünün içinde..

yüreği ağzına geldi heyecandan..taksi şoförüne yalvarır gözlerle bakarak, otobüsü durdurmasını  istedi.. o an yaşadığı tüm sıkıntıları unutup koşarcasına bindi otobüse..işte,tam karşısında...kırmızının tenine çok yakıştığını her fırsatta  söylediğini hatırladı..bugün de  kırmızı bir ceket vardı  üzerinde..derin bakışları hiç değişmemiş sanki biraz zayıflamıştı.. ona doğru ilerlerken, fırlarcasına çarpan kalbinin sesini çok rahat duyabiliyordu…zaman buhar olup uçmuştu onun için...mert de otobüse bindiğini görmüş,oturduğu koltuktan kalkıp yıllar sonra bu şekilde görmeyi hayal bile etmediği esin’e sıkıca sarılmıştı...esin gözyaşlarına hakim olmaya çalışırken onu yeniden bulmanın sevincini yaşıyordu..birlikte otobüsten indiler.. onları bekleyen taksiye binip  aşklarını dolu dolu yaşadıkları,birbirlerine şarkılar söyleyip, güneşin batışını izledikleri sarıyer  sahilindeki parka doğru yol aldılar..birbirlerine anlatacak çok şeyleri vardı.. .esin konuşacaklarını düşündü yol boyunca..o artık  yanında, kolları arasındaydı..vücudunun mutluluktan titrediğini hissetti..

 parka geldiklerinde heyecanları bir kat daha artmıştı.oturdular..önce derin birer nefes aldılar..mert her zamanki gibi gazoz,esin de çok açık bir çay istedi..ikisinin de elleri  tekrar kenetlendi..uzun bir müddet birbirlerine sarılıp bu anın tadını çıkarmaya çalıştılar..

 -bunu bize neden yaptın ...diye söze başladı esin..biraz kırılgan biraz isyankar..

 mert başını kadırıp esinin gözlerine bakarak,

-çok haklısın tatlım ama anlamadın, anlatamadım  hep yanında olmayı,hep yanımda olmanı, sana sıkıca sarılmayı, sevgimizi bir ömür yaşatmayı senin kadar ben de istedim..birlikte gerçekten çok mutluyduk..

 -evet buna rağmen ayrıldık..sen çok uzaklara gittin bir daha da haber alamadım.

 -gidişim seni yıkacaktı vedalaşarak ayrılacak  gücüm yoktu..

 -varlığın hep mutlu etti ,güçlü kıldı beni..seni düşünerek sıyrılıyordum etrafımdaki sorunlardan...

 -ama sana her defasında söyledim, ne olursa olsun hep yanındaydım..bir sevgiliden çok dostun olarak,sırdaşın arkadaşın olarak..asla birleşemeyecektik biliyordun..çünkü bunca yaşanmışlığa rağmen farklıydık..kabul etmedin..görmezden geldin…

 -sen farklı olduğunu savundun hep..aslına bakarsan farklıydık da.. sosyal farklılık.. yaptığımız işler anlamında..yoğun iş gezilerin nedeni ile gezmediğin ülke, şehir kalmadı.benimle olacaksın dediğim anlarda yine iş toplantıları,mesai arkadaşları.zamanının çoğunu işine adamıştın..gözlerimdeki pırıltıyı çok az görebiliyordun,buna da vaktin yoktu..

 -abartıyorsun..yanına geldiğimde mutlu olduğumu hissedemedin mi..

 -hissediyordum tabii de, hep bir şeyler eksikti hayatımızda..

 -bak güzelim ikimiz de birlikte olup, mutluluğu yakaladık..bundan da büyük haz aldık ..daha fazlasını sana veremezdim..

 -aslında benim görmemi istemediğin seninle ilgili tüm sırları bir duvarın ardına hapsettin..belki benim üzülmemi istemediğin, öğrenirsem senden uzaklaşmamı sağlayacağını düşündüğün sırlar.. ve hep bir şeylerle kapatmaya çalıştın..hep hissettim..en büyük korunağın yoğun iş tempondu..kabul et bu yüzden çekip gittin..

 -tamam sırlarla yaşamayı ben seçtim...her insanın kendine göre mahrumiyeti var bu da yadsınamaz..sen samanlıkta iğne arıyorsun ki bu üzülmene neden olur sadece..

 -birlikteliğimiz boyunca ilişkimizde bir şeyler aramaya çalışmadım...anı yaşayıp,seni hissetmek istedim..hep kaçtın, yakın olduğunu söylediğin anlarda bile uzaktın bana..

 -ne dememi bekliyorsun ki..ilişkimiz inişli çıkışlıydı..beklentilerini karşılayamadığımı düşündüm, seni kırmamak adına sessizce gittim..

 -yanımda olman huzur veriyordu bana ..hayatımda kimseye güvenmedim sana güvendiğim kadar. seninle ilgili tüm sırlara razıydım..

 -belki de hakkımda çok şey bilmemen birlikteliğimizi çözümlenemez noktaya getirdi.. bak esin,hayatım boyunca güvenmedim kadınlara..hep uzak durdum..ben çok küçükken yıllar önce annemle babamın kavgalarına tanık oldum..babam, taptığım annem tarafından başka bir erkek uğruna aldatıldı..sonra annemden ayrıldı..hayatı bir cehenneme döndü, perişan oldu. gitti buralardan.bir daha da göremedim ..bir çocuk yuvasında anneme ve tüm kadınlara olan kinimle büyüttüm kendimi..çok çalıştım,okudum üniversiteyi bitirdim..yıllar geçtikçe  içimde derin yaralar açılmaya başladı, kin ve intikam duygusuyla daha da gelişti

 -mert bana bu yaşadıklarından hiç bahsetmemiştin...keşke sırlarını  paylaşabilecek kadar güvenebilseydin bana..

 -ne değişirdi esin.. yaşadıklarıma bir sünger çekip yeni bir sayfa açmaya çalışırken, geriye dönüp beni derinden etkileyen, yaralayan bu izleri tekrar açmanın ikimize de faydası olacak mıydı?

 

devam edecek...