SEN GİDİNCE...
...yıllar önce genç kızlığa yeni adım attım onaltı yaşlarında lisede okurken o'nu gördüğüm ilk andan itibaren başladı..kalbimi bir hançer gibi deldi geçti..ince ince işledi ismi, en derine..derste o ,evde o ,arkadaşlarımın arasında ,beynimde ,düşüncelerimde hep o...artık o kadar ki okul çıkışı koşa koşa eve gelir oldum..o'nu, işten eve dönüşünde yakalarım diye bir fırsat kollamaya başladım..sonuçta aynı apartmanda oturup da birbirimiz ile konuşmamamız da garipsenebilir..evet, o'na bir türlü kalbimi açamadım..tesadüflerle karşılaştığımız anlarda dahi gözlerine bakamadım..daha da vahimi konuşacağıma kaçtım..bu bir süre bu şekilde devam etti..içim yana yana..artık dayanılmaz bir hal almaya başladı bu platonik aşk..ne yaparsam kendime yapıyordum ve bir çözüm yolu olmalıydı..o beklenen an geldi..tıpkı filmlerdeki gibi..kararlı,kendinden emin çıkmaya hazırdım karşısına..ve..seni seviyorum, diye haykırarak sarılacaktım sımsıkı..
-merhaba,diyerek başladım söze..ben, alt katta oturan komşunuz..sizden bir şey isteyecektim..sınavlara hazırlanıyorum da..şeeyy, sizde geçmiş yıllara ait soru kitapcığı var mı...hiçbir yerde bulamadım...yardımcı olabilir misiniz?
...sanki yerin dibine geçtim..bakamadım gözlerine..yaramaz bir çocuk gibi sözcükler gevelenip duruyor ağzımda..doğru düzgün cümle kurmakta zorlanıyorum..yüzüm alev alev yanıyor,başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor..
-tanıştığımıza memnun oldum..tabii yardımcı olmak isterim..birkaç kitap ayarlayabilirim..ama uzun sürebilir..yoğun çalışıyorum bu aralar..bekleyebilir misiniz,o kadar süre?
ağlamamak için zor tuttum kendimi..bir kuş olup kanatlandım adeta..
-beklerim tabii diyebildim,biran gözgöze gelerek..
teşekkür etmek için, eline uzattım elimi..sıcacık elinin içime verdiği enerji ile çocuklar gibi şen koyuldum okul yoluna..bugün dersler geçer mi?
zaman nasıl akıp geçiyorsa, benden de hergün bir parça eksiliyordu o'nsuz..bir kerecik daha görebilmek için dua ediyordum yaradan'a..günler sonra,nihayetinde ansızın çıktı karşıma,elinde benim için hazırlanmış birkaç kitapla..
-kusura bakmazsınız umarım..ancak toparlayabildim sizin için.. malum, iş-güç..bizim işimiz yoğun bir tempo gerektiriyor..kendimi affettirmek için de, sizi bir kahve içmeye davet ediyorum,ne dersiniz...
dondum kaldım..hep beklediğim an, bulunduğumuz şuan değil miydi..
-affettirecek birşey yok, teşekkür ederim..evet haklısınız çok çalışıyorsunuz..eve geliş saatiniz ve işe gidiş saatiniz belli değil..hangi arada hazırlayıp bulabilirdiniz ki kitabı...dedim ve ağzımı elimle kapattımm..aman allah'ım!! ben ne diyorum...yüzüme bakıp gülümsedi.
-aynı apartmanda oturuyoruz,komşuyuz..resmiyeti kaldırsak.
- peki nasıl istersen,dedim...
-o halde haftasonu..cumartesi gününe ne dersin..
-öğleden sonra olabilir..dedim, yüzüm kızararak..
-peki..önce telefonlaşalım, buluşacağımız yeri netleştirir öyle çıkarız..diyerek ev telefonunu yazıp verdi..
birkez daha içimde kopan fırtınaların yarattığı coşkuyla, içimden sevinç çığlıkları atarak -görüşmek üzere deyip, hızlı adımlarla eve yöneldim..içeri nasıl girdiğimi hatırlamıyorum..odama geçip yatağımın üzerine attım kendimi..bana verdiği kitaplara sarılarak, adeta kokusunu içime çekerek daldım o'nunla en güzel rüyaya...
ilk buluşma günü gelip çatmıştı...dizlerimin titrediğini,kalbimin yerinden fırlarcasına attığını hissediyordum..havanın sıcak olmasının da etkisi yok değildi..uzaktan da olsa hemen fark ettim bana doğru geldiğini..beyaz bir gömlek,bej rengi bir pantalon vardı üzerinde..yaklaştıkça heyecanım daha bir katlanıyordu..
-merhaba..çok beklettim mi seni..
-yoo,hayır ben de az önce geldim..nasılsın?
-bu kadar iyi olamazdım..misafirimsin bugün,hadi söyle nereye gitmek istersin?
-vapurla eminönü'ne geçelim mi? dedim..
-vapur gezisini seviyorsun anlaşılan..
-hem de nasıl..özellikle de martılara simit atmaya doyamıyorum..
-o zaman martıları da kendimizi de doyurmaya gidelim..
birbirimize tebessüm ederek iskeleye doğru ilerledik..aşkın beraberinde getirdiği acıyı da tadacakmışım...zamanla daha da anladım..
devam edecek...